Kadınlar Ne İster?

Görülmeyen İhtiyaçlar ve Sessiz Talepler

“Kadınlar ne ister?” sorusu yüzyıllardır soruluyor; ama çoğu zaman gerçekten dinlenmiyor. Çünkü bu soru meraktan çok yargıyla, anlamaktan çok sınıflandırmak için soruluyor. Oysa kadınların istekleri basit değil; bastırılmıştır. Bu soru, bireysel beklentilerden önce kadının toplum içindeki konumunu, görünmeyen emeğini ve sessizce taşımaya zorlandığı yükleri anlamayı gerektirir.

Kadınlar ne ister sorusu, çoğu zaman yüzeysel cevaplarla geçiştirilir. Sevgi, ilgi, güven gibi kelimeler sıralanır; ancak bu kelimelerin arkasındaki derinlik nadiren sorgulanır. Oysa kadınların talepleri, bireysel arzuların ötesinde, tarihsel ve toplumsal bir bağlam içinde şekillenir.

Kadınlar Anlaşılmak mı İster, Güvende Hissetmek mi?

Kadınların en temel ihtiyacı, yalnızca anlaşılmak değil; anlatırken savunma yapmak zorunda kalmamaktır. Güvende hissetmek, yalnızca fiziksel bir durum değil; duygusal ve zihinsel bir alandır. Kadınlar, söylediklerinin küçümsenmediği, hislerinin “abartı” olarak etiketlenmediği bir zeminde var olmak ister.

Kadınların Görünmeyen Emeği

Toplum, kadın emeğini çoğu zaman doğal ve kendiliğinden kabul eder. Evde, ilişkide, işte ve duygusal alanda üstlenilen sorumluluklar fark edilmediğinde değil; normalleştirildiğinde görünmez hâle gelir. Kadınlar, yaptıklarının “zaten olması gereken” değil, emek olarak görülmesini ister.

Kadınlar Neden Susar?

Suskunluk, çoğu zaman bir tercih değil; öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir. Kadınlar, konuşmanın bedelini erken yaşlarda öğrenir. Bu nedenle susmak; huzur, düzen ya da kabul görmek adına seçilen bir yol gibi görünse de, aslında bastırılmış bir varoluş biçimidir.

Kadınlar Sevgi mi İster, Saygı mı?

Bu soru genellikle iki seçenekli sorulur; oysa kadınlar için sevgi ve saygı birbirinden ayrılmaz. Saygı olmadan sevgi yük olur, sevgi olmadan saygı eksik kalır. Kadınlar, sevilirken küçültülmemeyi, saygı görürken yalnız bırakılmamayı ister.

Kadınlar Ne İstemez?

Kadınlar, yok sayılmak istemez.
Söylediklerinin geçersiz kılınmasını, hissettiklerinin küçümsenmesini, “fazla hassas” etiketiyle susturulmayı istemez. En çok da, yaşadıklarını sürekli kanıtlamak zorunda kalmak istemez.

Sonuç: Kadınlar Mucize Değil, İnsan Gibi Yaşamak İster

Kadınlar mucize istemez.
Özel muamele değil; adil bir varoluş ister.
Görünmek, duyulmak ve yarım bırakılmamak ister.

Bu sorunun cevabı, teorilerde değil; kadınların anlattığı ve çoğu zaman anlatamadığı hikâyelerde saklıdır.

“Kadınlar ne ister?” sorusu teorik bir başlık gibi görünse de, cevabı en çok yaşanmış hikâyelerde saklıdır.

Canımın İçi, susarak ayakta kalmaya çalışan kadınların iç dünyasını anlatır.
Konuşamayan ama hisseden, direnen ama yorulan kadınların romanıdır.
Orada kadınlar, ne istediklerini yüksek sesle söylemezler;
çünkü hayat onlara susmayı öğretmiştir.

Klepto Mami ise başka bir yerden konuşur.
Toplumun “ayıp”, “hastalık” ya da “eksiklik” dediği bir yerden.
Bir kadının, görülmeyen yaralarla hayatta kalma biçimini anlatır.
Bu kitap, kadınların çoğu zaman ne istediklerini bile kendilerine itiraf edemedikleri noktaya dokunur.

Her iki kitapta da ortak bir gerçek vardır:
Kadınlar mucize istemez.
Sadece insan gibi yaşamak, kendisi olmak ve yarım bırakılmamak ister.

Serenay Güler.

Yorumlar

Yorum bırakın