
Araştırmalar, dışarıdan güçlü görünen kadınların psikolojik destek alma konusunda daha geç adım attığını gösteriyor. Bu durum, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen bir yalnızlık hâlini de beraberinde getiriyor.
Psikoloji alanındaki çalışmalar, “güçlü kadın” imajının bir noktadan sonra kadının kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesine yol açabildiğini ortaya koyuyor. Sürekli ayakta duran, çözüm üreten, başkalarını toparlayan kadın; zamanla kendi kırılganlığını ertelemeyi öğreniyor.
Toplumsal beklentiler bu durumu daha da derinleştiriyor. Güçlü görünen bir kadının yorulması, düşmesi ya da yardım istemesi çoğu zaman “zayıflık” olarak algılanıyor. Bu algı, kadının hem kendisine hem de çevresine karşı bir mesafe koymasına neden oluyor.
Araştırmalar ayrıca şunu söylüyor:
Kadınlar yardım istediklerinde, anlaşılmama ihtimalini erkeklere kıyasla daha yüksek görüyor. Bu yüzden “idare ediyorum” cümlesi, çoğu kadının iç dünyasında bir savunma cümlesine dönüşüyor.
Travma ve stres üzerine yapılan çalışmalar, güçlü görünen kadınların duygusal yükü daha uzun süre taşıdığını, ancak bu yük boşaltılmadığında bedensel ve ruhsal belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Uykusuzluk, kaygı, içe kapanma ve ani duygusal dalgalanmalar bu sürecin sessiz işaretleri olabiliyor.
“Canımın İçi” ve “Klepto Mami” bu görünmez yükleri taşıyan kadınların hikâyelerinden doğdu. Çünkü bazen en güçlü görünen kadınlar, en çok anlaşılmaya ihtiyaç duyanlardır.
Bu yazı bir hatırlatma için yazıldı:
Güçlü olmak, tek başına dayanmak zorunda olmak değildir,
ve yardım istemek, gücün eksilmesi değil; yön değiştirmesidir.
Serenay Güler
Yorum bırakın